Kinyas ve Kayra

Bazı kitaplar vardır okumaya başlamadan önce korkutur insanı. Eliniz gitmez kitabı açmaya, çekinirsiniz okumaya ne ile karşılaşacağınızı bilmediğiniz için.. İşte Hakan Günday‘ın Kinyas ve Kayra romanı da benim için böyleydi. Neden bilmiyorum ama başlamaya korktum belki kapak resminden belki yazıların küçük olmasından…

Kitabı okumam uzun sürdü çünkü tam da korktuğum gibi inanılmaz depresif bir hikaye ile karşı karşıya kaldım. Ama bu hikaye beni kitaptan uzaklaştırmak yerine daha da sardı. çünkü en ufacık detaylarda bile kendimle alakalı bir şeyler buldum… Ve KORKTUM!!!

İlk okumaya başladığımda insanların bu kadar kötü olabileceklerini anlayamadım. Bu imkansız diye düşündüm, kimse bu kadar kötü olamaz, kimse canı istedi diye birini öldüremez… Evet hastalıklı bir düşünce ama detaylara inince, altında yatan nedenleri okuyunca ve kendinizi Kinyas ve Kayra’nın yerine koyduğunuz zaman çok imkansız olmuyor nedense… Okudukça “acaba ben olsam da bunu yapar mıydım” diye sordum ve daha da KORKTUM…

8 yıl önce evden kaçan iki genç, hayatlarını olmayacak bir şeyi elde edebilmek için feda ediyorlar; düşünememek… Ve bu uğurda karşılarına çıkan herkesi yok ediyorlar… Öyle ki artık sabah uyandıklarında evde ceset gördüklerinde şaşırmıyorlar bile… Afrika’nın bütün karanlık işlerine girmeleri, hırsızlık, cinayet, adam kaçırma bile onları durduramıyor ve daha fazlasını yapmak istiyorlar…

Kinyas ve Kayra, birbirlerini öyle kötü etkiliyorlar ki, ne beraber yapabiliyorlar ne de ayrı… Birbirlerinden beslenen bir kötülük büyüyor içlerinde…

Ve bir sabah Kinyas Kayra’yı terk ediyor…

Ardından iki farklı yola devam eden iki kişinin hayatı ve detayları çıkıyor okuyucunun karşısına.. Kayra’nın yolu aynı kötülükle devam ediyor. Amacı sadece beyin ölümünü gerçekleştirebilmek ve ömrünün sonuna kadar ona bakabilecek birini bulmak.. Bu yola çıkmasının temel amacında devam ediyor kısa süreli yaşamına.. Sonunda ne olursa olsun amacını gerçekleştiriyor ve huzuru amacı doğrultusunda buluyor.

Kinyas ise yaptıklarından dolayı pişman ve aslında düşüncelerinin ölümünü başka türlü yapabileceğine inanıyor. Normal olmak… 8 yıl sonra ailesinin yanına dönüyor ve kafasındaki şeytanlardan ve Kayra’dan kurtulmak istiyor. Bu şekilde ancak hayata tutunabileceğini, sevgi ile düzgün bir yaşama adapte olabileceğine inanıyor. Hayatına tamamen farklı bir adam olarak devam etmeye çalışıyor, iş buluyor limitli bir para ile yaşam kuruyor, aşık olmak istiyor… Gün geçtikçe de kendini daha normal hissediyor ve düşüncelerini yok ediyor…

Şimdi size iki sorum var:

  1. Kinyas mı Kayra mı daha kötü?
  2. Amaçlarını gerçekleştirme konusunda Kinyas mı Kayra mı başarılı oldu?

Bütün kitap okuma alışkanlıklarını değiştirebilecek  değerde bir kitap… Kendiniz ile ortak çok fazla şey bulacağınıza eminim. Peki hangi yolu seçeceksiniz Kinyas’ın yolunu mu Kayra’nın yolunu mu?

Tek kelime ile muhteşem… Kesinlikle tavsiye ederim.. İyi okumalar

Kinyas ve Kayra