Fi

Bu neydi böyle… Nasıl olur da bir kitap bir insanı nefessiz bırakır? Nasıl olur da bir hikaye bu kadar yoğun anlatılır?

Sarsıldım ve şaşırdım. Kitabı bitirdikten sonra kendime gelmem zaman aldı. Farkettim ki nefesimi tutmuş dişlerimi sıkmışım. O kadar fazla duyguyu aynı anda yaşadım ki yoruldum… Bütün karakterlerin ne hissettiğini o kadar içimde hissettim ki…
Nefret, aşk, merak, öfke, kıskançlık ve daha bir sürü duyguyu tek bir kalemde öyle güzel anlatmış ki Akilah Azra Kohen…
Açıkçası kitabı kırmızı kapağından dolayı aldım. O kadar alev alevdi ki karşı koyamadım. Hatta yazarın yabancı olduğunu düşünmüştüm ilk önce. Okunacak kitapların arasına eklemiş ve bir ara okurum demiştim kendi kendime. Ayağımı çatlatıp rapor alınca en azından kafamı dağıtacak bir şeyler okumak iyi gelir diye düşünmüştüm.
Hani okumak için okuduğunuz kitaplar vardır ya işte öyle sandım. Hatta kitabın ilk bölümleri sıkıcı ve sıradan bir cinsellik üzerine dönen bir kitap okuduğum izlenimi verdi. Ama gittikçe kendine bağladı bölümler beni. Ve en sonunda nefessiz okuyup bitirdiğimi farkettim.

Aslında sadece oniki kişilik bir hikayeydi bu. Ama onbir kişi tek bir adam sayesinde vardı bu hikayede. Bu kadar ulaşılamaz bir adamın sapkınlık derecesinde yaşadığı aşk, güzelliğinden ve dansından dolayı egosu dışında kimseyi görmeyen ama sevdiği adam tarafından beraber olmalarına rağmen farkedilmeyen ve ikinci plana atılmış bir kadın öncelikli karakterler gibi görünseler de aslında bütün hikaye o kadar birbiriyle senkron bir şekilde hazırlanmış ki…
Sinirlendim, kıskandım, üzüldüm, güldüm ve büyülendim.

Umarım siz de okuduğunuz zaman benimle aynı şeyleri hissedersiniz.

İnanılmazdı…

fi