Gece Yarısı Kütüphanesi

Gece Yarısı Kütüphanesi’ni rafta ilk gördüğümde aklıma gelen kitabın içinde kitap olabileceğiydi. Bazı kitaplar sadece isminden konusunu belli ediyor aslında. Matt Haig de bu konuda beni şaşırtmadı.

Bazen hayatlarımız çok dayanılmaz gelir. sanki her şey bizi zorlamak içindir. Üst üste gelen aksilikler yaşanan dramlar, mutsuzluklar mücadele etme gücümüzü elimizden alır. Gece Yarısı Kütüphanesi’nde de Nora bunları yaşadı ve artık bu hayata dayanamayacagını, yaptığı pişmanlıkların altından kalkamayacağına karar verip yaşamını sonlandırmayı seçti.

Ancak hayat yine ona bir fırsat sundu. “Keşke” lerden olusan bir kütüphane… Bu kütüphanedeki bütün kitaplar onun farklı hayatlarıydı. yapmayı isteyip yapamadığı her pişmanlığı için ayrı bir kitap… Ve o kitabın kapağı açıldığı anda yeni hayatı başlıyordu.

Tabii her şey düşünülen kadar muhteşem değil. Çünkü yeni hayatlarda değer verdiği insanların değişimini, belki de ölümünü, yaşaması gerekiyordu. Bu nedenle hangi hayatın ona uygun oldugunu bir türlü bulamadı. Taa ki kütüphane yıkılmaya başlayana kadar…

O kadar fazla farklı hayat yaşamıştı ki bir hayatı seçmesi zordu. Ama tek bir şeyden emindi artık Yaşamak istiyordu. Aslında pişmanlıkların ve keşkelerin kaybetme değil bir şans olduğunu farketmişti. Kütüphane yıkılırken kendi kitabını yazmaya karar verdi.

Hayata tekrar döndüğünde ise eski hayatındaki pişmanlıkları fırsata döndürebileceğini farketti.

Aslında hayatlarımızda yaşadığımız her olumsuzlukla vazgeçmek yerine bu olumsuzlukların farklı bir fırsata neden olabileceğini öğrenmemiz gerekiyor. Bu sayede zorluklar aslında merakla beraber heyecanlara dönüşebilir. Ben bunu bir süredir yaşantımda deneyimlemeye çalışıyorum. Ve inanın çok daha eğlenceli bir deneyime dönüştü. Dilerseniz polyannacılık diyin ama inanın işe yarıyor. Hayatı kendimize zindana dönüştürmek yerine fırsata dönüştürmeyi herkese tavsiye ederim.

Keyifli okumalar 🙂