Araf

Bazen arka kapak gerçekten okuyucuyu yanıltabiliyor. Kitabı okumadan arka kapakta yazanlara öyle bir inanıyorsunuz ki sayfalara bakmadan kitabı almış oluyorsunuz.

Beni hayal kırıklığına uğratan kitaplar arasında yerini aldı Araf… Tamamen zaman kaybı olarak gördüm okudukça. Tamam ilk başlarda merak uyandırdı. Ama sayfalar akıp gittikçe sıkıldım. Çünkü o kadar uzaklaştı ki hikayeden yakalamakta zorlandım. İlk başta verdiği etkiyi kaybetti, okudukça iyice uzaklaştı, uzaklaştıkça gerçekten bunalttı…

İki kadınının güya birbiriyle olan bağlantısını anlatıyor kitap. Biri kadın tacirlerinin elinden canını zor kurtarıyor ve şans eseri büyükannesinin konuşmadığı kardeşinin evini buluyor.

Hikaye o kadar gerçekten uzak ki bu iki kadının arasındaki ilişkiyi sadece tek bir satırda okuyorsunuz. geç kızın (Zara) başına daha herhangi bir şey gelmeden önce büyük annesinden konuşmadığı kız kardeşinin adresini alması resmini her zaman yanında taşıması, başına o kadar olay gelmiş, satılmış, işkence görmüş birinin bu resmi hala göğsünde taşıması ve üstüne üstlük bunu herkesten saklayabilmesi inandırıcılığını kaybettiriyor.

Bahsi geçen diğer kadın yani büyük annenin kardeşi (Aliiede) karşılıksız bir şekilde eniştesine aşık olmuş ve onu kazanabilmek için yapmadığı şey kalmamış. Kardeşini ve yeğenini ülkeden sürdürmüş, aşık olduğu adamı evde gizlice saklamış.

Hikayedeki bölümler o kadar uzak ki birbirinden bazen konu kaçıyor ve yakalayamıyorsunuz. Suçlular, vatan hainleri, cinayetler…

İlk sayfalarda sahip olduğu sürükleyiciliği o kadar saçma bir şekilde devam ettiriyor ki…Dediğim gibi eğer bu iki kadın arasındaki bağlantıyı anlatan tek satırı kaçırırsanız birbirinden bağımsız iki kadının hayatını okuduğunuzu düşünebilirsiniz.

KAYBEDECEK ZAMANINIZ VAR İSE…

araf